Yaşam Ve Ölüm

 

Karşımda duran bütün bu insanların hepsi birer et yığını ne için yaşadıklarını bile bilmedikleri halde nefes almaya devam ediyorlar bense karanlık odamda boş bakan gözlerle aynada kendimi izliyorum. Saat kaç bilmiyorum veya bugün günlerden ne? Bilmediğim anlam veremediğim tonla şeyin içinde bunlar çokta umurumda olmayan sorular. Ne için doğdum, amacım ne, niye bu kadar acı? 

Daha geçen ay temizledim rehberimdeki ölen arkadaşlarımı, sabaha karşı ne kadar fotoğrafımız varsa sildim ağzımda sigaramla. Hangisi hak etti ölmeyi, veya aileleri hak etti mi tüm bu yaşananları. En önemlisi ben neden hala hayattayım? 

Şuan yüzümdeki kırışıklıkları inceliyorum 19 yaşında bir ruh 40 yaşında bir beden. Ruhum bedenime ağır gelmeye başlıyor tekrardan, kardeşim için burdayım hala. Beni bu dünyaya bağlayan tek şey o olduğu halde başka bir sebep arıyorum.

İlerde nasıl bir hayatım olucak, nasıl bir insan olucam, bu ve bunun gibi sorular sürekli kafamı meşgul ederken. Nereye kadar böyle gidicek veya kaç yaşına kadar yaşıcam soruları aklıma bile gelmiyor. 

Benim hayatım tamamen bile bile lades her şeyin ilerisini bildiğim halde en pis yoldan çözüme gittim hep. En pis yol benim için yapması en kolay yoldu çünkü. İnsanların korktukları şeyler benim tüyümü bile ürpertmicek kadar küçük gelmeye başladı gözüme. Aileme zarar veren birinin gırtlağını keserken ellerim bile titremez ama aileme zarar verilmesi düşüncesi korkudan titretebilir.

Uzun lafın kısası her olay ayrı bir tecrübe yaşananlar gerçek halis değil her tecrübe tenime bir kırışıklık daha...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

DEPRESSED

я живу

𝕮𝖊𝖘𝖊𝖙𝖑𝖊𝖗𝖎 𝖉𝖆𝖓𝖘𝖆 𝖐𝖆𝖑𝖉𝖎𝖗